31 Mayıs 2008 Cumartesi

yemek yapan erkekler


niye yemek yapabilen erkekler beni bu kadar etkiliyor ki...

daha düne kadar sadece arkadaşımdı... sonra yemek yapabildiğini öğrendim... şimdi hakkında başka şeyler düşünüyorum... bırak yakışıklı falan da değil, kara kuru bir şey; ama yine de severim keratayı... en iyi yaptığı yemek pilavmış; köfte, çorba, karnıyarık, tatlı falan da yapıyomuş... bir gün yemeğe gelcem sana, dedim... tamam, dedi...

düşündüm de bu ilk değil aslında... sanırım mutfakta yetenekli erkeklere karşı zafım var...
bu arada yemek yapan erkek resmi bulmak gerçekten zor...

28 Mayıs 2008 Çarşamba

deniz-çiiu-yazar

denize gitti bugün bizimkiler... gelmem için çok ısrar ettiler ama gitmedim, hiç deniz-kumsal havamda değildim... kimisi surat yaptı, kimisi mahzun mahzun baktı; ama çok kararlıydım gitmemekte hiç aldırış etmedim, nasıl bi' isteksizlikse artık yoksa normalde çok kolay ikna edilirim...

...

sınav çıkışı geçen yıl ki ev arkadaşımın mesajını gördüm... olur olmaz tarihleri aklında tutabilen bi' kızdır...
"o evde özgürlüğün tadına varan iki genç kız bir yıl önce bugün kendilerine çok güzel bir andaç edinirler............ 'çiiu' 28 mayıs 2007."
geçen yıl bu zamanlarda edirnedeydim, hatta üniversite şenliklerinin ilk günüydü... konser alanını dolaşıyorduk, kolyelere falan bakarken... hadi biz de bi' tane yaptıralım dedik...
mor-yeşil mum iplerinin ucundaki yassı siyah taşın bir tarafına "ÇİİU" yazdırdık... öyle seslenirdik birbirimize... diğer tarafına da tarihle şehri, seneye orada olamayacağımızı bilerek...

...

cezmi ersöz vardı bugün dershanenin konferans salonunda... ilginç bi' dershane bizimki ya, kimin nerde ne bağlantısı var belli olmuyor, okul gibi...
daha önce üç kitabını okumuştum onun... hiç durmadan konuştu, anılarını falan anlattı, hissettirmeden yeni kitabının reklamını yaptı; %60ının kendisini tanımadığı topluluğa kendisini sevdirmeyi başardı... hani olur ya, kitaplarını çok seversin de konuşunca hayal kırıklığına uğrarsın, öyle biri değil... içten, sıcak, karamsar olduğunu düşünen, ne kadar utangaç olduğunu söylese de açık sözlü biri...
kabataş erkek lisesinde okmuş, birincilikle bitirmiş, bitirirken tek amacı o tımarhaneden kurtulmakmış... küçükken önündeki kızın ensesini ısırma isteği duyarmış... üniversite de hiç sevgilisi olmamış, devrim ha geldi ha gelecek derken... sonunda yazmadan yapamayan bir yazar olup çıkmış işte...

27 Mayıs 2008 Salı

dün gece deliksiz uyudum...

bi' arkadaşımda kaldım haftasonu, evden kaçtık gece yarısı... 2 gibi çıktık, 4 gibi döndük... pencereden çıktık, bahçe duvarından atladık, kumsala gittik arkadaşlarla buluşmaya... içtik eğlendik, hafiften sarhoş olmaya başlamıştım kalktığımızda... eve yine pencereden girmişiz, ama ben hatırlamıyorum, en son arkadaşlarla vedalaşıyoduk... sonra tuvaletteydim... zihnimden "kusim de daha beter olmim" düşünceleri geçirip kusmaya çalışıyodum...
yattım sonra, sızmışım... uyandım... arkadaşın babasının uyandığını duydum... zihnimdeki boşluğun farkındaydım, resmen eve nasıl girdiğimi hatırlamıyordum... sormadım da, sarhoş olsamda bir süre normal insan gibi davranabiliyorum çünkü, açık vermek istemedim...

herkes uyandı, kahvaltıdayız... arkadaşın babası:
- dün gece deliksiz uyudum, yattığım gibi uyumuşum, dedi...
tutamadım kendimi... yana bakıp güldüm...

öss'ye 20 kala...

öss'ye nerede gireceğimi öğrendim... yan komşum, kendisiyle aynı dershaneye gidiyoruz, abisininkiyle birlikte benimkini de almış postahaneden... dershanede olmadı evde veririm demiş, dershanede buldu beni...
ben, yan komşum, yan komşumun abisi... mahallecek aynı yerde giriyoruz...

22 Mayıs 2008 Perşembe

haylaz ufaklık

yaramaz çocuklar gibiymişim...

evet, haklı aslında... içimdeki haylaz ufaklık fazla ön planda bu aralar, ona buna sataşıp duruyor...
ama o çocuk da olmasa nasıl eğlenicem ki...

21 Mayıs 2008 Çarşamba

rüya

Rüyalarımı hatırlamam genelde, hatırladıklarım da abuk subuk şeylerdir...

Ç.kale’nin çarşısındayım, her zaman ki can sıkıntısı yürüyüşlerimden birini yapıyorum... ama çarşı artı şeklinde... kesişme yerinde 8-10 yaşlarında biri sarışın salık saçlı, diğer ikisi zenci saşları farklı şekillerde örülmüş üç kız çocuğu geçiyor önümden... kendi arlarında konuşuyorlar, birinin:
- ben eskiden türkçe bilmiyordum, dediğini hatırlıyorum...

yürümeye devam ediyorum... yine aynı yaşlarda başka bir çocuk grubuyla karşılaşıyorum... biri tombik bir erkek çocuğu, diğer ikisi cicili bicili giyinmiş iki kız... ne şeker şeylermişsiniz siz, şeklinde yaklaşıyorum onlara... beraber yürümeye devam ediyoruz...daha çok tombik çocuğa yönelik garip sorular soruyorum, o birden bana:
- sen de mi türkçe öğretmenisin
- yoo
- nesin o zaman?
- psikoloğum ben
- Aaa! Bu farklı bir şeymiş, diyor...

Böyle yürüye yürüye edirne’nin lise yokuşuna geliyoruz... sonra yan tarafta, kaldırında, bizim karaçocuğun yürüdüğünü fark ediyorum... gözleri yaşlı...
- noldu, diyorum
- film izledim, diyor...

karşıdan başka bir grup geliyor... içlerinden sadece asabiyi, u.u’yu ve dershaneden tanımadığım bir çocuğu seçebiliyorum, diğerleri karatı şeklinde...
- nereye gidiyosun? Biz de sana geliyoduk, diyor gruptan biri karaçocuğa
- dershaneye gidiyorum
- dilek’i kandırdık, tost alcaz diye çıktık, hadi çabuk... noldu be sana?
- film izlemiş, diyorum ben...

bundan sonrasını hatırlamıyorum... uyandım heralde...

19 Mayıs 2008 Pazartesi

uyuduğu güne uyandı

uyuduğu güne uyandı... mor halkalar vardı gözlerinde... yüzünü yıkarken acıdı gözleri...
o mor halkalara, tutkundu biri zamanında... o yanındayken hep mordu gözleri, uykusuzluktan...

kahve makinasının "sade kahve" düğmesine basardı sabahları, akşama kadar belirginleşirdi morluklar, kapamayamazdı gözlerini... sevmezdi güneşe ihanet etmeyi...
kim bilir belki o gece de uyumazdı... sevmezdi hayatı kaçırmayı... anı yaşamak isterdi de yine de çekiştirirdi bir eliyle geleceğin paçasını...

16 Mayıs 2008 Cuma

gün...

annem, "kalkmıycak mısın saat sekiz buçuk oldu", dedi... ani bi' kalkış yaptım yataktan, sınav olmasa geç kalmak umrumda olmazdı, zaten geç kalmadığım günler sayılı... sonra baktım saate saat sekizi on geçiyor, kandırmış beni, hiç bozuntuya vermedim...
zordu sınav, genelde sınav çıkışlarındaki "nasıldı" sorularını "iyiydi ya" diye geçiştirirdim ama bu sefer gerçekten zordu... ya da ben bu aralar gerçekten boşladım, fazla gezip tozuyorum, bildiğim şeyleri unutmuşum, hele bir soru çok kafamı bozdu...
bu akşam da şenlikleri var üniversitenin, giderdim aslında da kampüste yapmıyorlarmış, şimdi otobüse bin git oralara, bir de paralıymış... yine de belli olmaz giderim belki...
yarın için konser biletim var, grup yorum... annemleri ne diye uyutsam acaba, aslında kalcak bir yer ayarlasaydık iyi olurdu... 19 mayıs için de bir sürü plan yaptım... bu akşam çalışayım bari biraz, bir ay kaldı şunun şurasında...
yemekten sonra kayalıklara gittik, içtik biraz... hava sıcaktı, omuzlarım yandı... sonra oyun oynadık, yenildim, hep yeniliyorum bu aralar zaten, bırak bir de çok güvenirim böyle şans oyunlarında kendime...
dağıldık sonra... yarın çıkarsak ararım dedi cazgır... söylemedim başka planlarım olduğunu... açıklama yapmak istemedi canım diğerlerine, akşama söylerim ona...
arasam mı kuzeni acaba, bir bira ısmarlarsam gelir benle... zaten geçenlerde geldi "hadi gel konsere gidelim diye" konsere yarım saat kala... hende yener'in bir de, gitmedim, onu da vazgeçirdim gitmekten...

11 Mayıs 2008 Pazar

ŞAMPİYON GALATASARAY!!!

çok fanatik değilimdir, ama takımım yendiğinde mutlu olurum... ve önemli maçların çoğunda rastlantısal olarak sokakta olmuşumdur... dün akşam da öyleydi... hemde on beş kişilik bir grup olarak sokaktaydık... tabi, yarımız fenerbahçeli olmasaydı, kutlamalara daha etkin katılabilirdik, yine de hiçbir şeyden eksik kalmadık...
devre arasında pier'in arka tarafındaki kaldırımdan kaldırıma yapılan tezahüratlardan... maç bitimindeki yürüyüşten... fastball sahasındaki "cimbomlu olanlar aşağı insin" bağırışlarından... bunun yanında karşıdan gelen her galatasaraylı gruba "sarı-kırmızı" diye bağırmak... beşiktaş formalılardan "siz bizim kardeşimizsiniz sesleri duymak"... yaşlı bir teyzeden "fenerbahçeliler pis, aferin siz galatasaraylısınız" övgüsü almak gibi şeyler de var... ama teyze bu sözleri yanımdaki fenerbahçeli arkadaşa söylediğinden, daha bi' anlamlı oldu...
sonra fenerbahçe formasıyla dolaşan bir kaç cesur da vardı... ama yeterince cesur değillerdi ki, yanımızdaki fenerbahçeli arkadaşların "fenerbahçe" tezahüratlarına karşılık vermediler, şüpheli bakışları hariç...
bizim toplanmamızın nedeniyse, bir arkadaşın doğum günüydü... on sekizine basıyordu ve galatasaraylıydı... gerçekten şanslı kız... hiç unutamaycağı bir doğum günü oldu...


RE RE RE

RA RA RA

GASSARAY GASSARAY CİMBOM BOM ! ! !

:)

3 Mayıs 2008 Cumartesi

boşluk


gitmek üzerine kurulmuş hayallerim var benim...
giderken bırakacağım boşluklar var insanlarda...
ve o boşluklara ihtiyacım var
geri dönebilmek için...

1 Mayıs 2008 Perşembe

burda 1mayıs...

aslında hiç 1mayıs havasında değildi şehir... saat 17:00 da toplanmaya karar vermişler, o zaman toplandılar... meydan manzaralı dershanemden olan biteni gözledim tüm gün... ses düzenekleri falan sabahtan ayarlandı...

60 belki zorlasam 80 kişi toplandı meydanda, polisler sarmıştı etraflarını ama giriş çıkış serbestti... izinli bir gösteriydi yani... grup yorum şarkıları çalıyordu... millet halay çekiyodu... çatışmasız, sürtüşmesiz, olaysız bir işçi bayramıydı burdaki... insanların yüzleri gülüyordu... ben giderken "çav bella" çalıyordu...


TÜM İŞÇİLERİN İŞÇİ BAYRAMI KUTLU OLSUN!!!

 
08-Metro - [www.lailamp3.org]