13 Temmuz 2008 Pazar

...


başka bir blogda karşılaşmak üzere...

hoşça kalın!!

4 Temmuz 2008 Cuma

devam

dün akşam rüyamda halterci oluyordum, bir karış kas vardı kollarımda...


yine blog değiştirme havalarına girdim hatta aldım bile yeni bir tane... sonra eski bloglarımın isimlerini google'ye girip bu bloga ulaşabiliyor muyum diye baktım... ulaşılmıyor, hatta "kirmizivegri" yazdığımda bile ulaşamıyorum, bir şeyleri yanlış yapmışım anlaşılan ama iyi olmuş... devam etmeye karar verdim sonra, canım sıkılırsa değiştiririm... şimdilik güvendeyim...

tatil sendromundayım... her yaz oluyor...
kafamı toparlayamıyorum...

2 Temmuz 2008 Çarşamba

deniz bayramı

1 temmuz kabotaj bayramı ya, ben de tatile çıkmamış bir kaç arkadaşı kandırdım benimle bayramı izlemeleri için...
plan: 2buçukta iskelede buluşulacak... 5'e kadar neyapılacağı belirsiz, maksat birlikte olmak... sonra gösteriler karşıdaysa atlıycaz gemiye, değilse sorun yok... çok da meraklı değilim aslında o gösterilere de evde canım sıkılmaya başlamıştı...

buluştuk... çok gitmek istediğim bir film var dedim, sinemaya gittik... geldik sinemaya en yakın seans 10 dakika sonra, şans işte... o gün vardı bir şey bende heralde, çok mu güler yüzlüydüm ne, bilet kesen adamda pek samimi davrandı, bakkal amca da... mutluluktan heralde... uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımla görüşünce içimde durduramadığım bir sevinç oluyor...

karşıdaymış gösteriler, karşıya geçtik... kent kartla binebiliyomuşuz gemiye, şaşırdım... iskelenin birine oturduk izliyoz... yüzme yarışları, tabak toplama yarışı falan filan... sonra yağlı direk, direk neredeyse 45 derece eğimliydi, indirdiler azcık... dedim geldik, izliyoz bir de fotoğraf çekeyim... zuzuğa, çocuk gelirken haber vermesini söyledim...
geliyoo, dedi... bastım tuşa... çocuk bayrağı aldı... şans işte, gittim bayrağı alan çocuğu çektim, böyle yürürken direğin üstünde, keşke kaliteli bir fotoğraf makinem olsaydı... telefonla o kadar uzaktan yüzü gözü belli olmuyor...
madalya törenini izlemedik...
gittik kayalıklara birer bira içtik, muhabbet ettik...
üstümüze su falan sıçradı ama biz inatla orada oturmaya devam ettik... çok rüzgarlı burası yine bu aralar... seviyorum rüzgarı yoksa hiç çekilmez sıcak...

bakkal amca

bir tek bakkal amca kalmıştı, ne kadar çok yanmış olduğumu söylemeyen...

- ne kadar çok yanmışsın sen
- evet, herkes öyle diyo
- çok denize gidiyosun heralde
- yok ya çok gitmedim aslında ama herkes bu tepkiyi veriyo
- uzun bir tatil sezonundan çıkmış gibisin
- yoo, neyse hadi iyi günler...

ne bu samimiyet di mi... bilmem...
bir ayran almak için girmiştim aslında... öyle beyaz saçlı, tombik bir adam bakkal amca... muhabbetimiz de "bi su, bi browni", "günaydın", "iyi günler", "geç mi kaldın?", "sınav mı var?" sözcüklerinden ibarettir...
nasıl yanmışsam artık, millet söylemeden geçemiyor...

 
08-Metro - [www.lailamp3.org]