1 temmuz kabotaj bayramı ya, ben de tatile çıkmamış bir kaç arkadaşı kandırdım benimle bayramı izlemeleri için...
plan: 2buçukta iskelede buluşulacak... 5'e kadar neyapılacağı belirsiz, maksat birlikte olmak... sonra gösteriler karşıdaysa atlıycaz gemiye, değilse sorun yok... çok da meraklı değilim aslında o gösterilere de evde canım sıkılmaya başlamıştı...
buluştuk... çok gitmek istediğim bir film var dedim, sinemaya gittik... geldik sinemaya en yakın seans 10 dakika sonra, şans işte... o gün vardı bir şey bende heralde, çok mu güler yüzlüydüm ne, bilet kesen adamda pek samimi davrandı, bakkal amca da... mutluluktan heralde... uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımla görüşünce içimde durduramadığım bir sevinç oluyor...
karşıdaymış gösteriler, karşıya geçtik... kent kartla binebiliyomuşuz gemiye, şaşırdım... iskelenin birine oturduk izliyoz... yüzme yarışları, tabak toplama yarışı falan filan... sonra yağlı direk, direk neredeyse 45 derece eğimliydi, indirdiler azcık... dedim geldik, izliyoz bir de fotoğraf çekeyim... zuzuğa, çocuk gelirken haber vermesini söyledim...
geliyoo, dedi... bastım tuşa... çocuk bayrağı aldı... şans işte, gittim bayrağı alan çocuğu çektim, böyle yürürken direğin üstünde, keşke kaliteli bir fotoğraf makinem olsaydı... telefonla o kadar uzaktan yüzü gözü belli olmuyor...
madalya törenini izlemedik...
gittik kayalıklara birer bira içtik, muhabbet ettik...
üstümüze su falan sıçradı ama biz inatla orada oturmaya devam ettik... çok rüzgarlı burası yine bu aralar... seviyorum rüzgarı yoksa hiç çekilmez sıcak...
zuzuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zuzuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Temmuz 2008 Çarşamba
deniz bayramı
Gönderen
çii
zaman:
7/02/2008 11:35:00 ÖS
1 yorum
Etiketler: günce, rüzgarın şehri, zuzuk
25 Haziran 2008 Çarşamba
Q klavye
annemle minibüse atlayıp kardeşimin okuluna gittik bugün, bölüm mü seçecekmiş ne ama seçebileceği bir tek bölüm varmış... kağıt işleri imza falan işte...
hazır oraya kadar gitmişken yengemlere uğrayalım dedik... yengem vee misafirleri de çok yanmış olduğumu söyledi...
kuzenlerin odasına daldım ben, kpss'ye başvurmak için üniversiteye gidip geleceklermiş... iyi siz gidin bende köylerinizi yıkayım diye takıldım onlarla... yaklaşık iki yıldır klan savaşları adlı online bir oyunla kafayı yemiş durumdalar... biri iki yıldır üniversiteye hazırlanıyor, diğeri de yirmibeş yaşında hala üniversiteyi bitirmeye çalışıyor... korktular mı naptılar bilgisayarı kapatıp gittiler, açamadım bir garip bunların bilgisayarı... aman, dedim evde girip duruyorum zaten, çok da meraklı değilim... televizyon izleyerek oyalandım, arada bir annemlerin yanına uğradım...
geldi sonra benim kuzenler, açamadılar bilgisayarı... ne güldüm onlara... büyük kuzen deli oldu, gidip geliyo koridorda... meğer bu şifre koymuş bilgisayara, ben o aşamaya gelmemiştim bilgisayarı açma denemelerimde... şifreyi Q klavyeyle yazmış ama şimdi kullandıkları klavye F... Q klavyeyle yazması gerekiyo şifreyi ama harflerin yerini bilmiyor, varmış evde bir tane Q klavye onu aradı ama bulamadı...
ben de "dur ben arkadaşları arayayım, öğreniriz onlardan harflerin yerini" dedim, bir kurtarıcı edasıyla... yeni kontör yüklemiştim de aveaya, 180dk bedava konuşma kazanmışım; ondan, yoksa ne harcıycam onlar için kontör... burcuyu aradım önce, evde değilmiş... sonra zuzuk'u aradım, o da hastalanmış arkadaşında kalıyormuş, hal hatır sordum iyi oldu...
ama nasıl telaşlı bizimki bir köye mi saldırcakmış ne, 2 saat ayrı kaldı oyundan ne hale geldi... yazık yazık...
cazgırı aradım sonra... anlattım durumu nasıl gülüyor, söyledi harflerin yerini falan, olmadı... kabul edilmiyo şifre bir türlü... cazgır konuşmalarımızı falan dinliyor kopuyo orda, iyi eğlendi bizle, gerçi bende iyi eğlendim... çok güldü ve bizim ailede normal bir insan olmadığına karar verdi...
sonra kuzen dayanamadı apartmandan bir arkadaşını aradı... çocuk, bana ne soruyon git al klavyeyi, dedi... gitti, geldi, evde kimse yokmuş... çok komik ama yüzünde çaresiz telaşlı bir ifade, altı üstü bir oyun aslında...
sonra aklına mahallenin bakkalındaki bilgisayar geldi, öyle bir bakkal işte onların ki... git fotoğrafını çek, dedim... gösterdim falan nasıl çekeceğini, benim telefon biraz karmaşık geldi ona... gitti, geldi... fotoğraf değil video çekmiş bizimki... üç fotoğraf yerine, üç video...birinde bakkala biri geliyo "selamünaleyküm" falan diyolar birbirlerine, birinde bakkal amca "çektin mi?" diye soruyor, birinde bakkalın çocuğu geliyo dükkana "noluyo" diye soruyor... çok güldük küçük kuzenle, ama harflerin yerini kesin olarak bulduk, meğer m ile n'nin yerini karıştırmışız...
sonuçta köyü kaptırmış başkasına bizimki, o köyü alsaymış 4. olacakmış oyunda, çok sinir oldu çoook...
cazgıra anlatıcam klavye macerasının devamını çok gülecek... hele o videoları izleyince...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)