annem fırından gelmiş... elindeki poşete bakmam için ısrarla sesleniyor bilgisayar başında pinekleyen bana...
bakıyorum... poşette şu yanda gördüğünüz ekmeğin tıpkısından var...
şu ekmek için 1YTL artı 40YKR ödediğini söylüyor bana...
yani bir adet ekmek 70YKR olmuş, vay be dedim içimden resmen %100 zam gelmiş...
sanmıyorum halkımızın bu zammı kaldırabileceğini... millet ekmeği azaltınca fırıncılar da diycek olmuyo böyle zarar edicez, indirecekler fiyatları... 50YKR iyi mesela...
belki de fazla hayalperestim...
28 Nisan 2008 Pazartesi
ekmek
Gönderen
çii
zaman:
4/28/2008 03:53:00 ÖS
2
yorum
27 Nisan 2008 Pazar
o oda
buram buram o oda kokan eşyalarım varmış hala, buldum... kehverengi deri bilekliğime sinmiş kokusu...
masum bir gecenin geç kalmış sabahına döndürüyor beni, bir bahar öğlenine... oda da beyaz hakim komidin, dolap, duvarlar hepsi beyaz... sonra kırmızı-turuncu-sarı ele geçiriyor odayı... müzik... balkon açık, sokağın tüm hareketliliği yansıyor pencereye... işki şişelerimizi saklayan papatya bahçesi, anılar... aşırı cesaret yüklenmiş anılar...
her koklayışım ayrı bir sızı...
ayrı bir özlem...
ayrı bir kaçış...
Gönderen
çii
zaman:
4/27/2008 11:04:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: bavulumdaki şehir, eskimiş hatıralarım
26 Nisan 2008 Cumartesi
öğretmen liseleri
okuduğum okulun bana neler kazandırdığını mezun olduktan sonra anlayabildim ancak... herhangi bir liseden farkı olmadığını, meslek derslerininse hiçbir işe yaramayan "öğretmen lisesi" farkını yaratabilmek için gördüğümüz dersler olduğunu düşünürdüm... pek de öyle değilmiş...
ne kadar çoğumuz son zamanlarda "öğretmen olmama" kararı alsak da, liseyi öğretmen olabilme ihtimaliyle okuyoruz... ne kadar çoğumuz öğretmenlik seçtiğinde alacağı ek puanı paraşüt misali bir kurtarıcı olarak görse de, bu okul az çok öğretmenlerimizi anlayabilme yetisi vermiştir bize, bu yüzden saygılıyızdır... ama bir o kadar da ukalayızdır, çünkü bir öğretmenin nasıl olması gerektiğini de öğrenmişizdir...
ya öğretmen olacağızdır, ya da ucundan döneceğizdir öğretmenliğin...
arkadaşlarımdan duyuyorum... sitem ediyorlarmış onlara ek puanları yüzünden... bir nebze haklılar... ama hakediyoruz inanın, haftanın beş günü gördüğümüz sekiz saat ders için ya da meslek derslerimiz için değil, öğretmenlerimizin bize geleceğin öğretmenleri gözüyle baktığı dört yıl için hakediyoruz... hem onu da geçtim, zamanında çalışmışız kazanmışız, yani kim ne diyebilir ki...
bir de garip bir dostluk bağı vardır bu öğretmen liselerinin... nereye gezi olursa, oradaki öğretmen lisesidir konak yerimiz... hemen yataklar hazırlanır misafir okula...
ve ortak bir kültür birliği oluşmuştur istemsizce... nerde benzer konsepte bir okuldan çıkmış biriyle karşılaşsam, yatakhane maceraları, devrecilik, öğretmenler, bölümler, kaçış hikayeleri derken saatler geçer... benzerdir hikayeler her hikaye başka bir hikayeyi anımsatır, yaşta önemli değildir bu kültür birliğinde... kırk yaşında da olsa, öğretmen lisesi mezunuyum, dediğini duyduğunda bir ışık parlar gözlerinde...
özledim sanırım okulumu...
Gönderen
çii
zaman:
4/26/2008 10:41:00 ÖÖ
2
yorum
25 Nisan 2008 Cuma
sivilce
burnumun üzerinde orta boy bir sivilce vardı gün boyu...
takılan herkese ergenliği henüz atlatamadığımı söyledim...
Gönderen
çii
zaman:
4/25/2008 10:02:00 ÖS
2
yorum
çünkü arkadaşım...
aşk filmlerindeki karizmatik çocukların, filmdeki mükemmeliyetçi kadına neden aşık olduğunu anlayamadığım gibi... arkadaşlarımın bana neden katlandığını da anlayamıyorum kimi zaman...
aslında cevap cümlelerimin içinde... aşık oluyor çünkü aşk filmi, katlanıyor çünkü arkadaşım...
son zamanlarda beni ne kadar terslediğinin farkında mısın? dedi, gönlüğünü almak için yanına gittiğim kız... ne diyeceğimi bilemedim,terslemiyor yalnızca kendimce eğleniyordum... yüzüme bakarak söylememişti bunları, böyle bir soruyu böyle bir anda söylememeliydi diye düşündüm, hiçbir şey söylemeden hızla kalktım sıradan, kendi sınıfıma gittim...
derste mesaj attı özür diliyordu... aslında haksız değildi, benim durumu açıklamamı bekleyebilirdi... ders çıkışı bu sefer o, benim gönlümü almak için kapıda bekliyordu...
sadece benim ona verdiğimden daha fazla değer veriyor bana... işte bunun nedenini bir türlü çözemiyorum... beni bu kadar özel bir yere koymasına bir türlü anlam veremiyorum...
Gönderen
çii
zaman:
4/25/2008 09:38:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: arkadaşlık, yawru
21 Nisan 2008 Pazartesi
...
yazamıyorum ya bu aralar... yazacak bir şey bulamıyorum... aslında hareketlendi yine hayatım ama yinede yazasım gelmiyor... şu sınavdan sonra açılırım heralde...
Gönderen
çii
zaman:
4/21/2008 09:22:00 ÖÖ
3
yorum