Dün akşam bi arkadaşım önüme bi kağıt getirdi. Üstünde "Neden yazıyorsun?" yazıyordu. Anket tarzı bi şey, sınıftaki herkes cevaplıyor işte...
İsteksizliğimi belirten hareketler yaptım, hiç içimden gelmiyordu onla uğraşmak... Bilmiyorum belkide yapan kişi benim için baya değerini yitirmişti... Bunun üstüne:
- Herkes yazdı senin sınıftakilerden ne farkın var?, gibi bir cevap aldım. Açıkçası saçma bi cevaptı, altında benim yazmak istemememe (ne kadar çok me oldu ama böyle yazılması gerekiyo) bozulması vardı bence... Bende tepkisizce:
-Uğraştırma beni şimdi be, dedim. Kırıcı hiç bir tonlama yoktu hatta beni affet der gibi bir ses tonuyla söyledim. Ve o:
-Sen benim en yakın arkadaşımsın ve uğraştırma beni diyosun.
Serin bir rüzgar eser aradan, sonra o gider ben kulaklıklarımı takıp müzik dinlemeye devam ederim... Vay be onun en yakın arkadaşı olmuşum, bir zamanlar ne çok isterdim, sürekli izlerdim onu gözüm takılırdı... Şimdi gözümün içine girecek kafamı çeviriyorum... Galiba o gözümde değersizleştikçe, ondaki değerim arttı... Yada onu elde etmiş, ona bu kadar yakın olmaktır, ilgisizliğimin nedeni... Benden bir şey istediği zaman "hayır" demezdim bir zamanlar, sonra bu "hayır" diyememeler batmaya başladı, şimdi benden bir şey isterken çekindiğini bile hissediyorum zaman zaman...
"Neden yazıyorsun?" sorusunu nasıl cevaplardım acaba çünkü kimse bilmez benim yazdığımı, yazıyorum demek ağır geliyo çünkü bana... Yok ederim çoğunu, bir kısmıda işte burda yok olmak üzere bekliyor... Ben içimi boşaltmak için yazıyorum, içimdekileri dışarıda görmek hoşuma gidiyor, bunları başkalarının bilmesi de hoşuma gidiyor ama beni yargılayamayacak insanların bilmesi... Yani tanımayanların o yüzden kimse bilmiyor burayı bir bakıma sığnağım burası benim...
Bir gün bu sayfayı o arkadaşım bulacak yada belki ben söylerim, hayatımda önemli bi yeri var, benden uzak anılarımda...
31 Aralık 2007 Pazartesi
yakın arkadaş olmak (04/12/06)
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 06:38:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: 9, eskimiş hatıralarım, yaşantı
üstümde fazladan bir yalnızlık var (23/11/06)
Üstümde fazladan bir yalnızlık taşıyorum son günlerde, farkında olmadan... Bayağı ağırlaşmış ki yüküm, akmaya başlamış maskemin boyaları... Biri farketmiş çizdiğim yalnızlık halkasını, çekmiş kolumdan "hey naptığının farkında mısın sen" demiş... İnsanlardan sıkıldım gittiğim yerlerden sıkıldım, favorim sokakta yalnız dolaşmak bu aralar, her yerde sıkılıyorum, her yeri tüketmişim, bitmiş... Yeni şeyler girmeli hayatıma, elimdekiler eskidi...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 06:35:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: sıkılma üzerine
bizim evsiz (01/11/06)
İsmi Satılmış, en azından o öyle olduğunu söylüyo... Taş köprüde oturuyomuş söylediğine göre, neresi olduğunu çözebilmiş değiliz... Ne zaman sokakta sabahlasak görüyoruz onu, gecenin bi yarısı otobüs durağında oturmuş saç sakal karışmış, pis, üşümüş, aç...
Onunla bir eylül gecesi tanıştık ya 5i ya 6sıdır, saat 2 civarı. İstanbul'dan gelen arkadaşlara yer ayarlayamayınca hadi beraber sabahlayalım demiştik... Bizim okulun durağında oturuyordu önce aldırmadan geçtik gittik yanından, sonra döndük dedik ,hadi gel sana börek alalım, o da geldi... Edirne'nin ana caddelerinden birinde 6 kişi yürüyoruz, üç kız iki erkek bide bizim evsiz... Yürüyoruz yürürkende biz bişeyler soruyoruz o cevaplıyo... Adım Satılmış efendim... Taşköprü'de oturuyom efendim... Gümüş burcuyum efendim... Babam onbaşı efendim, amcam onbaşı efendim... 2 kızım var efendim... Balık tutuyorum efendim... Pişiriyorum efendim... İşte böyle konuşuyodu bizim evsiz. Sonra "meyva tabağının" alt tarafındaki banklardan birine oturduk, yine aynı şeyleri anlattı bize tekrar tekrar... Heralde hayatının en güzel anları bunlardı...
Aradan 1 ay geçti hiç görmedim onu bir daha ta ki... Hadi bu hafta sonu bi kaçamak yapıp sokak yapmaya karar verene kadar... İşte sokaklardayız yine saat 3, bu sefer iki kızız sadece... Üniverstenin önünden geçiyoruz, baktık durakta bizim evsiz... Zaten ne yapsak diye aranıyoruz... Bişeyler sorduk yine aynı cevaplar... Ama bu sefer cümlelerinin sonunda "efendim" değil, "Allah rızkınızı eksik etmesin, işiniz hayır etsin" gibi bi cümle vardı... Sürekli bu cümleyi söylüyordu, hatta bi ara baya takıldı hiç duraksamadan söyledi... Sonra korktu heralde gitti...
Onu en son yine sokakta geçirdiğimiz ,en azından 4e kadar, bi geceden sonra... Bayramdan sonraki ilk okul günü öğlen... Bizim okula giden uzun kaldırımda yürüyorum karşıdan gözüme yalpalaya yalpalaya yürüyen biri çarptı... Elinde yeni yakılmış bi sigara vardı, kimbilir kim vermişti... Üstünde eski püskü bi mont... Yüzünde yine o saf ve korkmuş ifade... Hiç bi şey söylemedim yanından geçerken, sadece gülümsedim kendi kendime... Sokakları düşünerek...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 06:32:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: bavulumdaki şehir, eskimiş hatıralarım
yargıla(ma)mak (20/10/06)
Vefasızlıkla yargılıyosun daha konuşmadan, sen geçen gece bana ne demiştin... Sana onu söyleyince suç oldu di mi... Sana yapılmasını istemediğin şeyi bana yaptığının bal gibi farkındaydın... Kendini bizde görüyosun farkında değilsin, bizi yargıladığın tüm özelliklerimiz sensin aslında, kendini başkalarında görmeye dayanamıyosun... Bazen sana böyle acı çektirmek hoşuma gidiyo biliyor musun, neden bilmiyorum....
Yargılamak, hani ben yokken beni yargılamayın demiştin "çok soğuktu" demek bile yargıydı senin için... Nedenini bilmiyormuşuz... Eee..ya sen ne yapmaya çalıştın bu akşam bana, onları vefasızlıkla yargılıyorsun bi de sana hak vermemi bekliyorsun... Haklı olsan bile veremem ki, çünkü bunu bana değil onlara söylemeliydin, kendi aranız da halletmeliydiniz sen öyle dememişmiydin...
İnsanın kendi sözlerinin, karşısındakinin silahı olması kötü... yada karşısında olduğunu sandıklarının...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 05:27:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: 9, eskimiş hatıralarım, karamel, koyu yeşil, yaşantı
değerini yitiriyorsun (19/10/06)
Bir zamanlar ben galiba aşığım bu kıza derdim, hayranlığımdan... Şimdi etrafındaki en yakın insanım ona belkide... Ona hayrandım ama hiçbir zaman o olmaya çalışmadım, ona yakınlaştıkça bendeki değerinden bir şeyler kaybetti sürekli, halada kaybetmekte, ama o ne kadar düşerse düşsün hayatımın önemli bi parçasında vardı ve ben ona tamamen sırtımı dönemem, ki dönmek istesem bile ortak paylaşılmışlıklar tutar kolumdan...
Bazen benim onu geçebileceğimi düşünüp uzaklaştığını beni itmeye çalıştığını hissesediyorum, ama kendine ortak bulamayınca yine yanında ben oluyorum... O çok konuşur, zaten en önemli özelliğidir etkili konuşması ama benim için değerini kaybetmeside bunun yüzünden başladı... Ortak anılarımızı anlatış tarzından... Abartılı anlatıyo, eksik yerleri kendi kafasında kuruyor ve kendini ön plana çıkarıyor... İşte o zaman dedim ki ondanmış ona hayranlığım boşmuş yani...
Şimdi anlattığı şeylerin kendini haklı çıkarmak için olup olmadığını düşünüyorum çoğu zaman, inanasım gelmiyor çünkü, ona olan güvenimi yitirdim...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 05:23:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: 9, eskimiş hatıralarım
hani unutamazdım be sevgili (19/09/06)
Şimdi bana onun gülümsemesi, senin kokundan daha berrak geliyo... Siliniyorsun hafızamdan farkında mısın, peki umrunda mı... Hani gelirsen beni ara demiştin ya geldim ama aramadım, duyunca bi mesaj atarsın artık "nankör" diye... Seni düşündüğümde kendimi kötü yada iyi hissederdim değişirdi, şimdi aynı etkiyi yapmıyorsun be, siliniyorsun... Kalmadı dudaklarımda sigaranın tadı... Bi boşluğa gidiyorum yine arayışlara başlıycam gibi...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 01:56:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: #, =, eskimiş hatıralarım
biri... (16/09/06)
Bir kız uyuyor. Tanımadığı bi insanın, bilmediği evinin, daha önce hiç oturmadığı koltuğunda kıvrılmış yatıyor... Gözleri kapalı ama zihni açık... Biri kıza bakıyor, kız uyurken izliyor onu. Uyanması için ismini söylüyor kıza, zaten isminden başka bir şey bilmiyor kız hakkında... Kız her şeyin farkında birinin onu izlediğininde, isminin söylendiğinin de ama uyanmıyor, uyanmamalı... Uğraşmak istemiyor yeni biriyle, kaçıyor uykunun aldırmazlığına sokularak... Biri kızı izlemeye devam ediyor hala, diğer koltuğa uzanmış elini tutuyor, uyansın istiyor mu, istemiyor mu kararsız... Kızın kapalı gözlerine bakıyor, dudaklarına, boynuna... Biri boşlukta hissediyor kendini, bağlanmak için birini arıyor, bunun için kızı seçti seçecek... Kız uyanmıyor bunu bildiğinden, gözleri kapalı birinin onu izlediğinin farkında... Sonra insanlar geliyor eve, kızın bildiği insanlar, birinin ilk kez gördüğü... Konuşuyorlar, biri kızı soruyor sürekli, kız dinliyor uykunun gölgesinde... Biri kızın uykusunun duymazlığına sığınarak kim olduğunu öğrenmeye çalışıyor... Oysa kız her şeyin farkında, uyanmak için doğru zaman olmadığını biliyor şimdinin... Sonunda biri ben en iyisi vazgeçeyim kızdan diyor, olmayacak belli... Vazgeçiyor böylece. Kız uyanıyor, hiçbir şey bilmiyormuş gibi, yüzünde hiçbir şeyin farkında değilim maskesi takılı... Biri başka bi odaya gidiyor. Kız birine bakmıyor bile...
Kızın biri hakkında hiçbir izlenimi yok, sokakta görse tanımaz...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 01:51:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: eskimiş hatıralarım, kurmaca
platonik (04/08/06)
Galiba yine platoniğe çeviriyorum rota mı... ulaşamayacağım bi insanı düşünüyorum... tek bağımın son sevgilim olduğu birini... niye bunca zaman sonra düştün aklıma bilmiyorum... sadece şimdi yanımda olmanı istiyorum... beraber dolaşmak istiyorum seninle... seni çekip götürmek istiyorum şehrime, hani gelmek istiyordun yaa... beraber sana dövme seçişimiz geliyor aklıma... sen gruptaki tek kız olduğumu hissettiren tek kişiydin... ama son görüşmemiz çok telaşlıydı... hatta arabayı direğe çarpıyodun giderken... ama hiç korkmamıştım garip bi güven veriyordun bana... elveda bile diyemedim sana... sana ihtiyacım var, şimdi... ama her şeyi berbat ettim işte onunla... off... sinir oluyorum kendime... peki sen her şeyi es geçebilir misin benim için...buna değermiyim...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 01:43:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: #, 0, eskimiş hatıralarım
yok saymak (01/08/06)
En iyi çözüm yolumdur kötü anılara karşı... Eskiden sildiğimi söylerdim, yanlış sözcüğü kullanıyormuşum, o gün yaptığımla bugün yaptığım arasında hiç bi fark yok aslında, biraz daha kendimin farkındayım o kadar...
Silmiyorum ama yokmuş gibi yapmak silikleştiriyor hafızamı... Bazen kinci olduğumu düşünüyorum unutmayarak... Aslında olabilirim de ama sadece onlara karşı, çünkü bana muhtaç olduklarını gördüğümde garip bi haz alıyorum...... Kin karşı konulmaz bi güç aslında doğru kullanıldığında... İnsanda nasıl etkiler bıraktığını biliyorum, gördüm...
Bunu bi kaçış yolu olarak düşünme, kaçmıyorum acıların insanı büyüttüğüne inanırım... Her çıkmaza düştüğümde, acı çektiğimde, bi sızı oturduğunda göğsüne "acılar insanı büyütür" sözü aklıma gelir... Üzülme derim bundan sonra daha dayanıklı olacaksın, ne kadar erken olursa o kadar iyi...
Yok saymak konusunda öyle ustalaştım ki, bu da benim savunma mekanizmam heralde... Peki hiç zararı olmadı mı, oldu olmaz mı... Bi ara insanlara kendimi tamamen kapamıştım, acayip sessiz biri olup çıkmıştım, neyseki biri beni silkeledi... kendimin farkına vardım...
Yok saymaya, olmamış gibi davranmaya öyle alıştım ki kişiliğimin bi parçası oldu sanırım... Bi de ben sadece olayları yok sayarım, kişilerin hayatımdaki konumları değişir sadece onları yok saymam.. Eminim kafalarında birçok soru işareti oluşmuştur...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 01:38:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: detay
ona ne dedin (21/07/06)
Seni sordu bana. Onunla konuşmuşsun, oysa ben bi laf arasında söyleyivermek istiyordum... O beni unutmaz demişsin, unutasım geldi inanki ama unutmak istemem haklısın... Ben gelirsem gelecekmişsin... Hıhh..sevgilisiyle aynı şeyi ısmarlayan kızla dalga geçmemişmiydik seninle... Noldu sende mi oyun oynuyordun kendince yoksa... Belkide karşılıklı oynuyorduk, belkide ilk falsoyu ben verdim farketmeden... Sen şimdi istanbul'da ben burda, peki tekrar karşılaştığımızda nolucak... Belki sevgilimle kolkola gezerken karşılaşıcaz ya da gözlerim başkasını ararken... Bana dostça yaklaşabilecek misin?... Hayır..sanmıyorum...yapamazsın...daha o kadar büyümedin....
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 01:32:00 ÖS
0
yorum
Etiketler: #, 9, eskimiş hatıralarım
geçen yıl bugün (20/07/06)
Geçen yıl bu günlerde tanışmış olmalıyız... Bir yıl geçti aradan bak seni hatırladım yine bi temmuz ayında kısa bi yaz aşkından sonra... Sen ciddi düşünmüştün, gereğinden fazla gururluydun oysa... Senin gülüşünü unutamadım, onunsa kokusunu... Yoo seni geri istediğimden değil bu yazıyı yazışım, birden aklıma geldin işte... Hiç bi zaman geri dönmedim ben ya da dönmemi sağlayacak insanı bulamadım daha... İlk buluşmamızda beni bıraktıktan sonra geriye dönüp bakmamın tek bi sebebi vardı, eğer geriye dönüp bakarsam bu seni sevdiğim anlamına gelirdi, baktım benim bakmamı bekliyordun el salladım ve devam ettim... Sana ayrılmak istediğimi söylediğim gün beni masada yalnız bırakışını hatırlıyorum seninle beraber çıkmak için arkandan gelmiştim... İnandırmıştım seni sevdiğime, beni sevmeye çalışıyordun farkındaydım, daha önce karşılaştıklarından farklıydım çünkü... Ama sen zaten birini seviyordun, sadece birinin sana bunu itiraf ettirmesi gerekiyordu o görevi üstlendim ama başaramadım... Sana onu unutamadım dedim ya yalan söyledim. Bana "sadece çıkmak için mi çıktın" dediğinde belkide doğru oluşundandı o kadar itiraz edişim...
Hani kapıda farklı yönlere ayrıldık ya hiç arkamıza bakmadık, belkide sen dönüp bakmamı bekledin ama üzgünüm daha fazla kendimi kandıramazdım... Duydum ki bizi tanıştıran arkadaş sana niye ayrıldığımızı sorduğunda "beni sevmiyormuş" demişsin. Hoşuma gitti...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 01:30:00 ÖS
2
yorum
Etiketler: =, eskimiş hatıralarım
kokun (16/07/06)
Kokun beynime işlemiş. Sigarayla karışık farklı bi kokun vardı. Her aklıma gelişinde dudaklarımda hissediyorum kokunu, içim burkuluyor. Sana aşık olmadım çünkü elimde tutamazdım ama bi şekilde senden bişeyler almalıydım, aldım da... "Aklıma sen geldin" diye mesaj attığında verdiğim yanıta arkadaşım "nasıl terslemişsin cevap yaz gönlünü al" değince bi şeyler attım tekrar... O gece karar verdim seni istiyormuyum diye, istemeye karar verdim sonunda... Yani ilişkimiz benim ellerimdeydi sen farketmesende... O yüzden niye bu kadar geç kaldık dediğinde gülüyordum... Feministlik damarım kabarmıştı o günlerde... Oyun oynamak istiyordum... Saol her şey için emin ol benim için özel bi yerin var... Ben affettirdim kendimi sana...
Gönderen
çii
zaman:
12/31/2007 01:20:00 ÖS
2
yorum
Etiketler: #, eskimiş hatıralarım