2 Mart 2008 Pazar

yücel ve doğu

geçen hafta yeni insanlarla tanıştım... şeyma'nın sınıf arkadaşlarıymışlar, aslında amaç pınar'la yücel'i tanıştırmaktı... onların ortak zevklere sahip olduğuna ve tanışmaları gerektiğine karar vermişti şeyma... ama pınar, eda olmadan gitmem diye tutturunca gittim biraz mecburen, biraz da hevesle... galatasaray-fenerbahçe maçının olduğu geceydi hatta, dolaşırken gol seslerini işitip, kimin attığını öğrenmek için bir cafeye yaklaşmıştık, içeride özgür'ü görmüştüm de "aman be ne konuşcam onla" deyip gitmemiştim yanına... orda öğrenemeyip başka bi cafenin kapısına çıkmış fenerli bi kıza sormuştuk... "galatasaray" deyince, öyle kendimizce mutlu olmuştuk, oysa pek ilgili sayılmayız, benimsemiş olmaktan kaynaklanan bir mutluluk heralde...
buluşma yeri yeni kordondu... şehrin karışık otobüs sistemini henüz çözemediğimden, hangi durakta ineceğimizi öğrendik... ç2 tabelalı otobüse binip "erkek yurdu" yazan durakta indik... tam nerede olduklarını sormak için şeyma'yı arayacakken önümüzde yürüdüklerini farkettik... ve yücel'le tanıştık... ince uzun bi oğlancıktı, daha önceden kürtçe şarkıları dinlemeyi sevdiğini bliyordum zaten pınar'la tanıştırmaya çalışmamızın sebebi de buydu... biraz yürünce doğu'yu bulduk bir banka oturmuş bizi bekliyordu... tam anlayamadım ama sanırım yücel'in ev arkadaşı... onunla da tanıştık... deniz kıyısında sık aralıklarla iskeleler vardı iskelelerin ucunda da üstü kapalı koca pencereli yapılar vardı... onlar bunlara "aşk kulübesi" adını takmış onlardan birine girdik... yücel, şeyma ve pınar iskelenin ucuna ayaklarını sarkıtarak oturdular, ben pencere kenarına, doğu da biraz geriye oturdu... doğu bira getirmişti yanında, "kim ister" sorusuna pınar'la ben atlayınca "aa di mi siz trakyalısınız" tepkisini aldık... oysa biz buralıyız, sadece liseyi edirne'de okuduk...
sonra farkettim ki herkesin birbiri hakkında bir ön bilgisi vardı, bir tek benim yoktu... "hepiniz edebiyatçı mısınız?" diye başladım sormaya... doğu; silifkeliymiş, silifke mersin'in antalya'yla dip dibe olan ilçesiymiş, yatay geçiş yapmayı düşünüyormuş, sürekli makale okuyormuş, kızlara asılmaya meyilli biraz o yüzden mesafeli yaklaştım azcık, yücel'i biraz çocuksu buluyor, uzun saçlı, rock dinliyor, barış akarsu'yu seviyor, seçici biri, sınıfındakilerin çoğunu sevmiyormuş, çoğu da onu sevmiyormuş doğal olarak, şeyma'ya göre doğu'dan ya nefret edermişsin, ya da severmişsin...
yücel; tunceli'li ama istanbul'da yaşıyor, bir ara yurtta kalmış eve çıkmış sonra, sakin bi tip ama çekingen değil, kürtçe şarkıları seviyor, alnının sol tarafında bir kurşun yarası var anlattığına göre sadece şanssızlık, sağ kaşının ortasında bir kısmı beyaz küçükken bir şeyler olmuş, bir kaç kez girmiş öss'ye, çocuksu, uyumlu, hiç dayak yememiş ama atmış bir kaç kez burdan görüşü konusunda pek faal olmadığını anlıyoruz, tunceli'li olduğunu söylemekten utananlara sinir oluyor, yurttayken bazı tuncelili arkadaşlarının istanbullu olduklarını söylediklerini duymuş...
gece bitiminde başka bir zaman için rakı içmeye davet ettiler... sevmişler bizi, eğlenceli kızlarmışız... biz de sevdik be güzel gündü... eve biraz geç kaldım ama annemler sinemaya gittik sanmışlar...

Hiç yorum yok:

 
08-Metro - [www.lailamp3.org]